Profiloplasti (Profil Estetiği)
Yazan admin
Profiloplasti (burun estetiği, elmacık kemiği estetiği ve çene ucu estetiği) ile yüz yapılarının orantılarının düzenlenmesi…
Profil yüzün yandan görünümüne verilen isimdir. Profiloplasti ( Profil Estetiği ), profilinizin estetik açıdan düzgün görünmesini sağlar. Yüzün önden görünümü kadar yandan yani profilden görünümü de yüz estetiğinde büyük önem taşır. Plastik ve estetik cerrahlar yüz estetiği ve burun estetiği gibi ameliyatları yaparken yüz oranlarına çok dikkat ederler. Bu oranlar sadece önden görünüş olarak değil aynı zamanda yandan yani profilden görünüş olarak da dikkate alınır. Profil görüntüsü, yüz estetik görüntüsünde oldukça önemlidir. Yüzün, tüm unsurlarıyla uyumlu hale gelmesini sağlamak için yapılan ameliyatlara Profiloplasti Ameliyatları denir.
Profiloplasti Ameliyatları, hoş bir profil ve anlamlı bir ifade yaratmayı hedefler.
Profiloplasti (Profil Estetiği) Ameliyatları
Profil Estetiği Ameliyatlarında ( Profiloplasti Ameliyatları ), burun, çene, alın ve elmacık kemiklerini de içeren bazı uygulamalar yapılmaktadır. Yüz estetiğinde, burun estetiğinde ve profil estetiğinde “altın oran” dediğimiz bir orantı sistemi dikkate alınmaktadır. Yani alın-burun-çene üçgenindeki bölgenin yaklaşık 1/3 oranında birbirine yakın dengede olmasına dikkat edilir. Burun ameliyatında bu oranlara dikkat edip, birbirleriyle alakalarını göz önüne almak ve yüz oranlarını ayarlamak gerekir.
Plastik ve estetik cerrahlar burun estetiği ameliyatı yaparken, alın veya çene ucunun fazlalığını veya eksikliğini de saptarlar. Eğer bu yapılmazsa, yapılan yeni burnun istendiği biçimde yüze oturması engellenir. Yani yüz estetik ve bütününün görünümünde, burun daha büyük veya daha küçükmüş gibi algılanabilir. Bu durum da estetik başarıyı etkiler. Bu nedenlerden dolayı burun ameliyatı planlaması yapılırken plastik cerrahın hastası ile derinlemesine tartışıp, en doğru kararı vermesi gerekir. Böylece ayrıntılar detaylarıyla konuşulursa estetik ameliyat sonrası ortaya çıkabilecek istenmeyen durumlar önlenmiş olur.
Profiloplasti yani profil estetiği ile burun estetik ameliyatı sırasında hastaya gerekli müdahaleler yapılabilir. Hastanın çene ucu ilerde ise hafifçe çene ucu törpülenir ya da çene ucu gerekenden kısa ise, burun ameliyatı sırasında çıkan ve atılacak olan kemik ile kıkırdak parçacıkları çene ucuna yerleştirilir. Yüz estetiğinde altın oranı düzenlemeye yönelik yapılan estetik cerrahi girişim, çok daha iyi sonuçları da beraberinde getirir. Böylece yapılan estetik ameliyat sonucu hem daha doğal bir estetik yapı ortaya çıkar hem de yapılan ameliyatın başarısı ve hasta memnuniyeti artar.
Profiloplasti yani yüzün yan görünümünün estetiği için bazen hastanın kendi kemik ve kıkırdak dokuları yeterli olmayabilir. Çene ucuna ya da elmacık kemiklerinin üzerine suni implantlar da kullanmak gerekebilir. Çene ucunun çok geride ya da çok ileride olduğu durumlarda, çene ucunu ameliyatla kaydırmak ya da kısaltmak yahut geriye almak mümkündür. Ancak bu durumlar çok nadirdir. Hasta ile tüm bu gereklilikler detaylı olarak konuşulmalı ve tartışılmalıdır. Profiloplasti estetiğini sağlamak için burun estetiği ameliyatı yaparken, bazen alt çenede de işlem yapılması gerekebilir. Buradaki sorun, çene ucunun kısa ya da geride olmasından kaynaklandığı için, çene ile burnun oransal durumu göz önünde bulundurularak estetik ameliyat yapılmalıdır. Burun ve yüz yan görünümünün estetik ameliyat başarısı burada gizlidir.
Çene Ucu Büyütme Ameliyatı
Çene ucu büyütme ameliyatlarında, ağız içinden ya da çene altındaki doğal çizgiden girilir. Özel maddelerden yapılmış alerji ve enfeksiyon riski olmayan implantlar yerleştirilir. Bu implantlar kalıcıdır. Hasta bir süre sonra bunu kendi kemiği gibi hisseder ve bu durum hastayı rahatsız etmez. Plastik ve estetik cerrahların diğer bir seçeneği buraya yağ dokusu enjekte etmektir. Ama yağ dokusu yumuşak olduğu için kemik üzerinde destek oluşturmaz ve zamanla çene ucu cadı çenesi denilen bir şekilde aşağı doğru sarkabilir. Bu yüzden çene ucunda en iyi yöntem; o bölgeye hastanın kendi kemik veya kıkırdaklarının yerleştirilmesi ya da implant yerleştirilmesidir. Eğer alın ve elmacık kemikleri üzerinde de bazı düzeltmelerin yapılması gerekiyorsa, yağ hücresi ve deri hücresi kokteyli uygulanabilir.
Plastik ve Estetik Cerrahların En Büyük Yardımcısı
Profiloplasti ( Profil Estetiği )yani yüz yan görünümünün estetiği tüm yüz elemanlarının düzenlenmesini gerektirir. Bu tercih tabii ki hastayla tartışılmalı ve sadece burun ameliyatı isteyen bir hastaya seçenekleri sunulup fikri alınmalıdır. Bunu yaparken modern ve güncel plastik ve estetik cerrahların en büyük yardımcısı elbette bilgisayar ve bu işlemler için özel geliştirilmiş bilgisayar programlarıdır. Hastanın önden, çapraz, yandan ve arka çaprazdan resimleri çekilerek dijital olarak bilgisayara aktarılır. Bu özel programlar, ameliyatta neler yapılabileceği, ameliyat sonrası hastanın nasıl görünebileceği konusunda hem hastaya fikir verir hem de cerraha ciddi yardımı olur. Eski hocalarımız bunu pek tasvip etmezler ama modern plastik ve estetik cerrahide bu teknolojinin yeri artık tartışılmaz durumdadır. Çünkü eskiden daha çok cerrah kendi bildiğini yapar ve hastaya pek fikir sormak istemezdi. Oysa günümüzde her şey internette var ve herkes her konuda oldukça bilgili. Özellikle estetik cerrahi hastaları, çoğunlukla üst sosyo-kültürel düzeyde olduğu için ne istediklerini çok iyi biliyorlar. Bu nedenle bu tip plastik ve estetik cerrahide uygulanan yüz ameliyatlarında bilgisayar ve digital görüntüleme programlarının yeri çok önem kazanmıştır.
Burun estetiği
Yazan admin
Burun estetiği yaptırmak isteyenler iki durum arasında çelişkiye düşebilirler bu yüzden önce aşağıdaki yazımızı okuyunuz.
Güzel bir burun, nefes alan bir burun ya da her ikisi birden… Burun, yüzümüzün tam ortasında yer alan ve yüz estetiğini en çok etkileyen yapıdır. Bu sebeple yüzün estetik ve güzelliği açısından, burunda şekil bozukluğu varsa gözler ilk önce buruna çevrilir. Bu gibi durumlarda da burun estetik ameliyatları ( rinoplasti )yardımınıza koşar. Bu nedenle burunda yapılan estetik cerrahi ameliyatlarının ( burun estetik ameliyatları ) sonuçlarının doğal görünmesi, estetikliymiş gibi durmaması, suni bir yapıda olmaması çok önemli ve hatta şarttır. Türk burunları yörelere göre farklıklar göstermekle birlikte genellikle bizim burunlarımız Avrupalıların burnu gibi küçük ve kalkık değildir. Oldukça iri burunlara, kemerli burunlara ve gösterişli burunlara sahibizdir. Tüm bu nedenlerden dolayı yurdumuzda yapılan yüzdeki estetik ameliyatların içinde en fazla burun estetik ameliyatı yer alır. Bu nedenle Türk plastik cerrahları burun konusunda dünyada en iyilerdendir. Türk burnu ameliyatı yapmak çok zordur ve gerçekten çok fazla tecrübe gerektirir. Türk insanının deri yapısı kalın olduğundan ameliyatı da zordur. Avrupalılar daha ince derili ve deri yapıları daha yağsız olduğundan ameliyatlar daha kolaydır. Avrupa’da pek çok Türk, yapılmış burun ameliyatı sonuçlarından memnun kalmamakta ve düzeltme yaptırmak için Türkiye’ye gelmektedir. Her yaştan hastalar burun estetiği için müracaat etmektedir. Her toplumda güzellik anlayışı farklıdır. Mesela Japonya’da herkesin burnu küçük ve basık olduğu için büyük ve kemerli burunlar daha güzel kabul edilir ve makbul sayılır. Bu yüzden Japonya’da burun küçültme değil burun büyütme estetiği yapılmaktadır. Türkiye’de ise durum tam tersi, küçük ve kalkık burunlar estetik ve güzel kabul edildiği için burunları küçültmeye yönelik burun ameliyatı yapılmaktadır. Kadın olsun erkek olsun herkes güzel ve yakışıklı görünmek, ilgi çekmek ister. Bu bakımdan burun da en çok dikkat çeken organ olduğu için sıkça plastik cerrahların kapısı burun estetik ameliyatı için çalınmaktadır.
Burun Estetiği Ameliyatında Plastik Cerrah Nelere Önem Vermelidir?
Bir plastik ve estetik cerrahi uzmanı burun estetiği ameliyatı öncesi hastayı değerlendirirken öncelikle hastanın bu ameliyata gerçekten ihtiyacı var mı yok mu bunu belirlemelidir. Hastanın psikolojik durumu, sosyokültürel yapısı, bu ameliyatı gerçekten istiyor mu yoksa bir şeylerden etkilenip kendini değiştirmek mi istiyor, böyle bir değişime gerçekte hazır mı, sonrasında psikolojik bir sıkıntı yaşar mı diye detaylı olarak değerlendirmeler yapması gerekir. Tüm bunlardan sonra hastanın sağlığı yerinde mi, herhangi bir hastalığı var mı, yaşı uygun mu, -ki bu erkeklerde 18 kızlarda 17 yaşından sonra yapılabilir- en önemlisi estetik olarak bu ameliyata ihtiyacı var mı? Tüm sağlık gerekçelerinden sonra bence en önemli soru budur. Burada cerrahın artistik yeteneği ve görüşü çok büyük önem taşır. Çünkü bazen hafif kemerli bir burun bazı yüzlerde inanılmaz estetik ve güzel durabilir. Bazen burun tek başına bakıldığında çok çirkindir ama hastada öyle bir vücut yapısı ve yüz oranları vardır ki inanılmaz derecede çarpıcı ve güzel durabilir. İşte bu tip yüzleri ayırabilmek ileri derecede artistik ve estetik görüş gerekir. Plastik ve estetik cerrahinin bence en önemli farklılığı burada ortaya çıkar. Kulak burun boğaz uzmanları da burun estetiği yapıyorlar ama bu ayırımı yapmak için bence estetikle çok uğraşan, çok ameliyat yapan plastik ve estetik cerrah olmak çok önemlidir. Daha sonra burun yapısı incelenir. Burun yapısında sadece dışı değil içerisi de fonksiyon olarak çok önem taşır. Estetik cerrahi yaparken en önemli unsurlardan bir tanesi de organ fonksiyonlarını bozmamaktır. Burnun iç ve dış yapısı çok iyi incelenir. Yani deri yapısı, kıkırdak ve kemik yapısı ayrıntılı bir şekilde değerlendirilir. Çünkü bunların her biri farklı bir sonuca neden olabilir. Burun estetik ameliyatı sırasında ayrıca burun içi yapılar da kontrol edilir. Gerek duyulursa ve hastanın burun tıkanıklığı (deviasyon) veya nefes alamama gibi şikayetleri de varsa düzeltilir. Yani plastik cerrah, estetik ameliyat yaparken aynı zamanda fonksiyon olarak da organı değerlendirir ve bozuklukları düzeltir. Burun tıkanıklığı çok rahatsız edici bir durumdur ve mutlaka düzeltilmelidir. Yani yazımın başlığında da belirttiğim gibi, bir burun hem estetik hem de fonksiyonel olmalıdır.
Estetik burun ameliyatı öncesi
Estetik burun ameliyatlarında ameliyat öncesi bilgisayar değerlendirmeleri, hasta ve doktor açısından oldukça etkili ve yardımcı bir aşamadır. Bu teknikte kullanılan programlar epey çeşitlidir. Hepsi de, aşağı yukarı hastanın nasıl bir burun istediğini doktora anlatması ve doktorun hastaya nasıl bir burnu olabileceği konusunda fikir vermesi açısından oldukça önemlidir. Hasta, bilgisayar incelemesinde doktorun anlattıklarını ve isteklerini daha kolay algılar ve anlar. Aynı zamanda burun estetiği ameliyatı ( Rinoplasti ) sonrası burnunun nasıl görüneceğini bilir ve oluşacak bu yeni görüntüye fikren hazır olur. Dolayısıyla burun ameliyatı sonrası adaptasyon da kolaylaşır.
Estetik burun ameliyatının amacı – Rinoplasti’nin amacı
Burun estetik ameliyatı yapılırken bazen sadece burun estetiği yeterli olmaz. Yüzün tüm elemanlarının değerlendirilmesi gerekir. Bunlardan bir tanesi çene ucunun uzunluğudur. Burun ameliyatında, alın ve çenenin burunla olan orantısını çok iyi değerlendirmek gerekir. Yani bazen çene ucu geride veya ileride olabilir. İdeal profil ölçüsü çene ucunun burun ile alnın birleştiği nokta ile aynı hizada olmasıdır. İşte bazen çene ucuna ilave veya küçültme yapmak gerekir ki buna çene ucu kemiği estetiği yani ”profiloplasti” denir. Çene ucu geride ise bazen bir protez koyarak, bazen de burundan ameliyat sonrası artan kemik ve kıkırdaklar yerleştirilerek çene ucu ilerletilmiş olur. Çene ucu aşırı derecede ilerde ise basit bir kemik kısaltılmasıyla profil estetiği ideal ölçülere çekilmeye çalışılır. Plastik ve estetik cerrahların estetik burun ameliyatlarında ( rhinoplasty )en büyük amacı, bakıldığında estetikmiş gibi durmayan bir burunla hastanın rahat nefes alabilmesini sağlamak ve burnun yüze uyumlu bir yapıda olmasını başarmaktır. Burun estetiğinin ( Rinoplasti )başarı kriterleri bu şekilde özetlenebilir.
Burun Estetiği Fiyatları
Burun estetiği fiyatları, plastik estetik cerrahınızın kalitesine göre farklılıklar göstermektedir. Burun estetik fiyatlarını değerlendirirken dikkate alınması gereken en önemli kriter, burun gibi vücudunuzun en önemli organ ve duyularından birinde yaptıracağınız değişikliğin hayatınızın kalan bölümünü hem estetik, hem ruhsal hem de fonksiyonel açıdan etkileyeceğidir. Bu yüzden doğru ve işinde uzman plastik estetik cerrahı seçmeniz çok büyük önem taşımaktadır. Burun estetiği fiyatları ile ilgili detaylı bilgi için bize 0 212 232 33 34 numaralı telefondan ve/veya istanbulplast@gmail.com eposta adresinden hemen ulaşabilirsiniz. Burun estetiği hakkında merak edilenleri ise sitemizdeki diğer bölümlerde de bulabilirsiniz. Burun estetiği resimleri yasal düzenlemeler gereği sitemizden yayımlanamamaktadır.
Burun Estetiği ( Rinoplasti ) İle İlgili Diğer Yazılar
- Burun Estetiği Ameliyatı
- Burun Estetiği ( Rhinoplasty | Rinoplasti )
- Burun ucu estetiği (Tip Plasti – Tip Plasty)
- Burun Tıkanıklığı (Septum Deviasyonu)
- İkincil burun düzeltme (revizyon)
- Burun Estetiği: “Güzel Bir Burun mu, Yoksa Rahat Nefes Alan Bir Burun mu?”
- Burun Estetiği ile İlgili Merak Edilenler – Burun Estetiği Fiyatları
- Erkeklerde Burun Estetiği
Burun estetiği
Kepçe Kulak Ameliyatı
Yazan admin
Kepçe Kulak Ameliyatı 5-6 Yaşlarında da Yapılabilir
Kepçe kulak birçok kişinin hayatında yer almıştır. Çocukluk ve okul yıllarında pek çoğumuz kepçe kulaklı arkadaşlarımıza takılmış ve onların kulaklarını şaka mevzusu etmişizdir. Çocuklukta, onların kepçe kulakları ile elbette istemeden de olsa psikolojilerini bozacak düzeyde alay ettiğimiz de olmuştur. Pek çok hasta bu durumu gizlemek için ya saçını uzatmak ya da şapka takmak zorunda kalmıştır.
Yüz estetiğinde, kulak kepçesinin kafa ile açısının normalin üzerinde bir genişlikte bulunması, çocukların ‘kepçe kulak‘lı olarak nitelendirilmesine neden olmuştur. Çocukluktan ergenlik çağına kadar okulda ve sosyal ortamlarda alay konusu edilen bu durum, çok basit bir uygulamayla lokal anestezi altında, kepçe kulak ameliyatı ile düzeltilebilmektedir.
GENCİN ÖZGÜVENİ TAM OLMALIDIR
Bu ameliyatı aslında kişilik tam gelişmeden ya da başka bir deyişle çocuk, 5-6 yaşlarında okula başlamamışken yapmak en uygunudur. Çünkü daha önce böyle bir olayın farkında olmayan çocuk okulda arkadaşlarının takılması ve alay etmesi sonucu psikolojik bir travma yaşayabilir. Kulak 5-6 yaşına kadar gelişimini tamamlamış olacağından, o yaştaki bir çocuğa çok rahat kepçe kulak ameliyatı yaptırabilirsiniz. İlerleyen yaşlarda da genç yeni bir hayata başlamadan önce, kulak estetiğine yönelik kulak ameliyatı olması tavsiye edilir. Örneğin genç, o yıl üniversiteye gidecekse ya da yeni bir okula başlayacaksa, hiç bilmediği bir sosyal çevreye girmeden önce estetik ameliyat yaptırıp sorunundan kurtulması uygun olur. Gençlerin ve çocukların birbirine karşı davranışlarının acımasız olduğu bilinmektedir. Gencin yeni bir okula başlayıp yaşıtlarının alaylarıyla karşılaşmasındansa bu ameliyatın daha erken yaşta yapılması çok daha uygundur.
AMELİYAT NASIL YAPILIR?
Kafa ile kulağın belli bir açısı vardır. Bu açı genişse ve kulak öne doğru kıvrıksa, böyle durumdaki kulağa kepçe kulak denir. Kepçelik oluşurken bazen değişik yapılanmalar da görülebilir. Kulağın açısı değişmiş ve kıkırdak yapısı büyük olabilir. Bu açılanmanın düzeltilmesi, fazla gelişmiş kıkırdak yapısının alınması, mevcut kıkırdak ve kulak yapısının zarı ve derisiyle birlikte normal açıdan görülebilen bir seviyeye getirilmesi gerekir.
Ameliyat küçük çocuklarda genel anestezi, erişkinlerde lokal anestezi ile kulak arkasından veya önünden yapılabilir. Estetik ve plastik cerrah tarafından kıkırdak zarı ortaya çıkarılır, kıkırdak şekillendirilir, eksik varsa tamamlanır, fazlası alınır, kulağın üst kısmına gerekiyorsa kıvrım verilir ve kulağın iç girinti ve çıkıntıları düzenlenir. Kulak kıkırdağının üzerindeki kıkırdak zarı, şekillendirici bir biçimde dikişlerle sabitlenir ve fazla deri gerekiyorsa çıkarılır. Bu ameliyat sonrasındaki süreç genellikle ağrılı olmaz. Hastanın bir iki gün ağrı kesici kullanması gerekebilir. Kulaklar bandajlarla 5-7 gün kadar sabitlenir ve bu sürede hastanın bir saç bandı kullanması istenir. 2-3 gün sonra pansuman açılır ve saç bandı takılır. Hastanın kulak ameliyatı olduğu dışarından bakıldığında belli olmaz. Ameliyat bölgesinin birkaç gün yıkanması söz konusu bile değildir. 3-6 ay içinde ise hasta doğal görünümüne kavuşmuş olur.
Lazer Liposuction ile Yağ Eritme
Yazan admin
Belde ve Sırtta Biriken İnatçı Yağlara Lazer Liposuction (Lazer ile Yağ Eritme)
Gerek erkeklerde gerekse kadınlarda 30′lu yaşlardan itibaren hareketsiz ve düzensiz yaşam ile yüksek kalori içeren besinlerin tüketilmesi, vücut hatlarının deforme olmasını da beraberinde getirir.
Bu deformasyon, yağlanmanın artması ve bunların yavaş yavaş kalıcı olması sonucu ortaya çıkar. Yapılan spor , diyet ve masajlar maalesef pek etkili olmaz. Erkeklerde sırt, karın ve bel çevresi, gıdı yani boyun daha çok yağlanırken kadınlarda bel, karın, sırt, bacak içleri, kollar olmak üzere tüm vücutta genel bir yağlanma ortaya çıkar. Bazı kadınlarda ise bacaklar ince kalırken, yağlar daha çok karın, sırt ve bel çevresinde depolanır. Sıklıkla kollarda kalıcı yağlanma sonucu kalınlaşma oluşur.
Erkekler de, kadınlar da belli bölgelerde toplanan ve vücut hatlarının çirkin görünmesine yol açan yağlardan kurtulmak isterler. Ancak yapılan özel diyet programları ve düzenli spora rağmen, bu inatçı bölgesel yağlardan kurtulmak pek kolay değildir. Özellikle belin etrafına biriken ve tıpkı bir can simidine benzeyen şekil genelde ”erkek tipi yağlanma” olarak adlandırılır.
Kimse Vücut Konturunu Bozan Bölgesel Yağlanmaları İstemez
Kadınlar kadar erkekler de vücutta toplanan yağlardan kurtulmak isterler. Bu yağlardan kurtulmak için yıllardır uygulanan liposuction yani yağ alma yöntemi ile birlikte, günümüzde son teknolojik estetik uygulamalardan da yararlanılmaktadır. Teknolojik estetik uygulamalardan olan lazer liposuction ya da lazer lipoliz hem ağrısız hem de iyileşme dönemi daha kısa ve morarma riskinin çok daha düşük olması sebebi ile daha çok tercih edilmektedir.
Sırt ve beldeki yağ toplanmalarının bazen sadece liposuction ile yok etmek çok zordur. Normal liposuction yani yağ çekme yetersiz kalabilir ve deri içine hapis olmuş yağları alamaz. Lazer lipoliz işte bu yağ hücrelerini yok ederek hem bunları ortadan kaldırır hem de bu bölgelerin bir daha yağlanmasını önler. Ayrıca lazer etkisi ile cilt altı dokuları da ısıtılarak derinin kendini düzgün olarak toparlamasına yardımcı olur. Üstelik Liposuction sonrası bazen ortaya çıkan deri sarkmaları da önlenmiş olur.
Bu uygulama ile yağlar tamamen yok olur ve kişinin bel oyuğu yeniden ortaya çıkar. Belin ince görünmesi ve ayrıca sırt derisinin de toparlanması ile vücutta sarkmalar da olmaz.
Önemli Olan Deri Elastikiyeti mi?
Evet eskiden en önemli şey deri elastikiyeti idi ama artık yani lazerler sayesinde bu konu sıkıntı olmaktan çıkmıştır. Lazer deri sıkılaşmasını ve gerginleşmesini artırır. En sık sorulan soru vücudundaki fazla yağların alınmasından sonra bu bölgede tekrar yağlanma olup olmayacağıdır. Normal Liposuction yapılan bölgelerde yağ birikimi eskiye oranla daha az olur. Ancak lazer liposuction ve lazer lipoliz ile sonuçlar oldukça olumlu olmaktadır. Buralarda yağ birikme oranı, diğer bölgelere göre daha azdır. Liposuction işlemi bel bölgesindeki yağlara yapılabildiği gibi hem kadınlarda hem de erkeklerde bacak içlerinde biriken fazla yağlara da rahatlıkla uygulanabilmektedir.
Artık lazer liposuction ile eskiden tabu olan ve kolay kolay yağ alınmasına cesaret edilemeyen bölgelerde de mesela kollarda da etkili sonuçlar alınmaktadır. Bu bölgelerde yağ alındıktan sonra oluşabilecek sarkmalar en korkulan yan etki idi ama artık lazerin deriye ve deri altına olan etkisi ile deri toparlanmakta ve sarkmalar kolay kolay meydana gelmemektedir.
Yürüyüş ve Yüzme Yağ Eritir
Beldeki yağlanmayı ortadan kaldırmak amacıyla yaptığımız lazer liposuction işlemiyle amacımız kişinin bu rahatsız edici görüntüsünden kurtulmasını ve özgürce istediği kıyafetleri giyebilmesini sağlamaktır. Erkekler pantolon üzerine gömlek giydiklerinde bel bölgesindeki yağlar çıkıntılı görünür ve kişinin olduğundan daha da kilolu görünmesine neden olur.
Deri Kanserlerinde ( Cilt Kanserlerinde ) Erken Teşhis
Yazan admin
Deri Kanserlerinde ( Cilt Kanserlerinde ) Erken Teşhis ve Tedavi
Deri kanseri, derinin temel yapısını oluşturan hücrelerin düzensiz ve kontrol dışı çoğalması sonucu gelişir. Çok çeşitli tipleri tanımlanmış olsa da üç tip cilt kanseri sık görülmeleri sebebiyle çok daha önemlidir.
1. Bazal hücreli karsinom (BHK)
2. Skuamöz hücreli karsinom (SHK)
3. Malign Melanom
Bazal Hücreli Karsinom (BHK)
BHK insanlarda en sık görülen kanser tipidir. Aşırı güneş gören ve beyaz tenli kişilerde çok daha sık görülür. Yaşlanma ile birlikte görülme oranı artar. Örneğin, yelkencilik yapanlarda, çiftçilerde ya da dış ortamda çalışanlarda çok sık görülür.
BHK Neye Benzer?
Bu deri kanseri, sıklıkla deri üzerinde küçük ten rengi veya kırmızı bir yumru ya da tomurcuk olarak belirir. Ancak zaman zaman iyileşip, aynı yerde tekrar ortaya çıkabilir. Küçük deri kabartıları olarak ya da bazen beyaz-sarı renkli hafif parlak bir yara izini andıran formda da ortaya çıkabilirler.



BHK Başka Organlarda da Ortaya Çıkabilir mi?
Bazal hücreli karsinom oldukça yavaş büyüyen bir kanser tipi olup, vücudun diğer doku ve organlarına yayılma (metastaz) riski çok düşüktür. Ancak ortaya çıktıkları deri bölgesinde yavaş da olsa gittikçe büyüyerek, hem derinin hem de deri altındaki kıkırdak, kemik gibi dokuların yapı, görünüm ve fonksiyonlarını bozabilir. Bu nedenle teşhis edildiklerinde mutlaka tedavi edilmeleri gereklidir.
Skuamöz Hücreli Karsinom (SHK)
Açık tenli insanlarda en sık görülen ikinci kanser tipidir. Birincisine göre çok daha tehlikeli ve yayılma riski yüksektir.
SHK Neye Benzer?
Genellikle küçük kırmızı bir zemin üzerinde oluşan kabuklanma ve kepeklenmelerle kendini belli eder. Zamanla deriden dışarı doğru büyüyen bir kabartı, iyileşmeyen kanayan bir yara ya da kabuklanmaya dönüşebilir. Çeşitli tedavilerle (kremler vb.) iyileşmeyen, şekil değiştiren, kabuklanan, kanayan ya da ülserleşen yaralar mutlaka bir doktor tarafından muayene edilmelidir.



SHK Başka Organlarda da Ortaya Çıkabilir mi?
Zamanında teşhis ve tedavisi yapılan SHK’nın vücudun diğer dokularına dağılma riski hemen hemen yok gibidir. İhtimal edilen, teşhiste gecikilen ya da uygun yöntemlerle tedavi edilmeyen SHK’ların lenf bezlerine veya vücudun diğer organ ve dokularına yayılma riski az da olsa (yüzde 5) vardır. SHK sıklıkla aktinik keratoz adı verilen, zımpara kağıdı gibi pürüzlü yüzeyi olan basit kabuklanmalar şeklinde başlar. Bu aşamada uygulanan tedavilerle başarı şansı yüzde 100′e yakındır.
Bu Tip Cilt Kanserleri Kimlerde Ortaya Çıkabilir?
Kural olarak her yaşta ve herkeste SHK ve BHK görülebilmekle birlikte en sık orta ve ileri yaşlarda ortaya çıkar. Bu tip deri kanserleri ile güneş ışınlarına (ultraviyole ışınları) aşırı derecede maruz kalma arasında belirgin bir ilişki vardır. Açık tenli, açık renk gözlü, sarışın ya da kızıl saçlı kişiler risk grubu oluşturur. Bu kişiler genellikle güneş ışınlarına maruz kaldığında zor bronzlaşır ya da hiç bronzlaşamaz. Yine benzer olarak, işleri gereği ya da yaşam şartlarından dolayı uzun süre açık alanlarda güneş altında kalanlar risk grubundadır. İlerleyen yaşlarda özellikle SHK’nın ortaya çıkma riski belirgin olarak artar. Organ trasplantasyonu geçiren kişiler, kronik ülseri olanlar ve kazara ya da tedavi amacıyla X ışınlarına maruz kalanlar da SHK açısından risk grubundadır.
Vücudun Hangi Bölgelerinde SHK ve BHK İşaretleri Aranmalıdır?
Derinin herhangi bir bölgesinde ortaya çıkabilmekle birlikte yüz, saç derisi, el sırtı, kulak, alt dudak, boyun gibi güneş ışınlarına maruz kalan bölgeler özellikle dikkat edilmesi gereken alanlardır. Ancak ağız içi ve genital bölgede de ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır.
Malign Melanom
Malign Melanomlar, derinin renginin oluşmasından sorumlu olan melanosit adı verilen hücrelerden kaynaklanır. En önemli deri kanseri tipidir. Önemi, erken teşhis ve tedaviyle çok iyi sonuçlar alınabilmesine rağmen, teşhis ve tedavisinde gecikme olduğunda vücuda zarar verici etkileri oldukça fazla olan cilt kanseri tipi olmasından kaynaklanır. Çok hızlı ilerler ve sıklıkla tedavide geç kalınır.
Malign Melanom Neye Benzer?
Malign Melanom, kaynağı olan melanosit hücresinin derinin rengini üretme fonksiyonunu kanserli dokuda da devam ettirmesinden dolayı neredeyse her zaman renkli cilt lekeleri ya da kabartıları olarak kendini belli eder. Bu renklenme, kahverenginin çok çeşitli tonlarında veya siyah-koyu mavi renklerde olabilir. Bazen bir tümör üzerinde bu renklerin birkaçı bir arada bulunabilir. Çok nadiren bu lekeler ya da kabartının beyaz veya kırmızı olabileceği unutulmamalıdır.
Malign Melanom, sıklıkla normal deride kısa süre içinde herhangi bir ön işaret vermeden belirir. Bazen melonomlar deride var olan benlerin üzerinden ya da kenarından da gelişebilirler. Bu nedenle vücudunuzdaki benlerin yerlerini, şekillerini ve büyüklüklerini bilmeniz ve belirli aralıklarla kontrol etmeniz, doktor ile birlikte değerlendirmeniz oldukça yararlıdır.


Malign Melanom Başka Organlarda da Ortaya Çıkabilir mi?
Malign Melanom, tüm belirtilerini öncelikle deri yüzeyinde gösteren bir kanser tipidir. Bu dikkatli hastalarda ve doktorlarda hastalığı çok erken evrede tanıma ve tedavi etme imkanı verir. Malign Melanom‘larda erken tanı ve tedavinin paha biçilmez bir önemi vardır. Çünkü zamanında tanı ve tedavisi yapılmayan Malign Melanom‘larda kan ve lenf yoluyla diğer organ ve dokulara yayılma riski çok yüksektir.
Melanom Kimlerde Ortaya Çıkabilir?
Herkeste ve her yaşta ortaya çıkabilir. Ancak güneş hassasiyeti olan açık tenli kişiler ile sık aralıklarla aşırı güneş ışınlarına maruz kalanların risk altında olduğu düşünülmektedir. Özellikle çocukluk ve ergenlik çağında ağır güneş yanığı geçirenlerin, erişkin yaşlarında Malign Melanom geliştirme riskinin fazla olduğuna işaret eden kanıtlar vardır. Benler, normal kabul edilen belirli özellikleri taşımak kaydıyla her insanın cildinde var olan oluşumlardır. Ancak bu benlerin sayısının fazla olması (kabaca 40-50 tane civarında ya da üstünde olması), riskin de artmış olduğuna işaret eder. Bazen sayı az olmakla birlikte bazı benlerin normalin dışında özellikler taşıdığı gözlenir ki bu da risk olarak kabul edilir. Ailesinde Malign Melanom olan kişilerin de risk gurubuna girdiği, düzenli aralıklarla kontrollerinin yapılması gerektiği ve bunun bazen hayat kurtarıcı olabileceği unutulmamalıdır.
Melanom İşaretleri Vücudun Hangi Bölgelerinde Aranmalıdır?
Cildin melanosit hücresi içeren her yerinde Malign Melanom oluşabilir. Cilt muayenesini belirli bölgelerle sınırlamayıp ağız içi ve genital bölge de dahil olmak üzere tüm deri yüzeyi kontrol edilmelidir.
Cilt Kanseri (Deri Kanseri) Tanısı Nasıl Konur?
Deri kanseri ( Cilt Kanseri )tanısı, plastik cerrahlar, dermatologlar ve patologlar tarafından konur. Bazen doktorunuz teşhisin kesinleşmesi ve tedavinin buna göre doğru bir şekilde planlanabilmesi için kanserli olduğundan şüphe edilen dokudan küçük bir örnek almayı (biyopsi) gerekli görebilir. Bu örneklerin mikroskop altında incelenmesiyle tanı kesinleşir. Çok küçük lezyonlarda, deri kanseri olduğundan şüphe edilen doku tamamen çıkarılarak tanı ve tedavi işlemi bir defada gerçekleştirilebilir. Sizin için en uygun yönteme doktorunuz karar verip, detaylı bir bilgi verecektir.
Deri Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?
Deri kanserlerinin tedavisi, kanserin tipine ve yerleşimine göre değişiklikler gösterir. En temel ve bugün için en iyi sonuç veren tedavi şekli, kanserli olduğu kesinleşen dokunun cerrahi olarak ameliyatla alınmasıdır. Deri kanserinin tipine, vücuttaki yerleşimine ve büyüklüğüne bağlı olarak bu işlemi bir plastik cerrahi uzmanının yapması uygundur. Çünkü bazen sadece lezyonu çıkarmak değil, aynı zamanda alındıktan sonra oluşabilecek deri defektinin de onarımı gerekir ki bu ancak bir plastik cerrah tarafından yapılabilir.
Cilt Kanseri Uygun Yöntemlerle Alındıktan Sonra Ek Bir Tedavi Gerekir mi?
BHK ve SHK tipi kanserler için ek bir tedavi gerekmez. Ancak Malign melanom tipi kanserlerin bazılarında birçoğu henüz araştırma aşamasında olan çeşitli tedavi yöntemlerinin uygulanması gündeme gelebilir. Vücutta yayılma olma olasılığına karşılık tüm vücut taraması ve buna göre tedavi düzenlenmesi gerekir.
Deri Kanseri Ameliyatı Sonrasında Ne Yapılmalıdır?
Eğer bir kez deri kanseri teşhis edilmişse, deri kanserinin tipi ne olursa olsun herhangi bir zamanda cildinizde yeni bir deri kanseri oluşma riski, hiç deri kanseri olmamış bir kişiye göre artmış kabul edilir. Deri kanseri geçirmiş kişilerin belirli aralıklarla (6 ay-1 yıl gibi) kontrolü gereklidir. Özellikle Malign Melanom tipi kanserlerde mutlaka uyulması gereken bir kuraldır. Ayrıca cilt kanserleri ile güneş ışınları arasındaki ilişkiden dolayı güneşten mutlaka korunma son derece önemlidir.
Cilt Estetiği: Cilt Sağlığı ve Güneşin Etkileri
Yazan admin
Cilt sağlığı ve güneşin cilde etkileri, cilt estetiğinin yakından takip ettiği konuların başında gelmektedir. Güneş, derinin erken yaşlanmasına neden olmakla birlikte ciltte kırışıklık ve lekelere de yol açar. Deri kanserlerinin büyük bir kısmı derinin güneş gören yerlerinde ortaya çıkar. Güneş ışınları bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara ya da kimi zaman güneş yanıklarına neden olur. Bazı cilt hastalıklarının ortaya çıkması da güneş ışınlarına bağlı olabilir. 20.yüzyılın özellikle ikinci yarısında güneşle ilgili bilgi ve gözlemlerimizin artması bu yarar-zarar dengesini hassas bir noktaya getirmiştir. Bir yandan global turizmdeki hızlı artış, insanların dış ortamlarda daha çok vakit geçirmesi, bronz tenin cilt estetiği açısından bir sağlık ve güzellik belirtisi olarak kabul edilmesi, diğer yandan güneşin insan sağlığına olumsuz etkilerine işaret eden kanıtların zamanla artması, günlük hayatta nasıl davranmamız gerektiği konusunda bazı soru işaretlerinin oluşmasına neden olmuştur. UV(ultraviyole) nedir? Güneş enerjisi, dünyamıza elektromanyetik ışın demetleri şeklinde ulaşır. Bu ışınlar görülebilen (gün ışığı) ve görülemeyen (ultraviyole-UV) olarak adlandırılır. UV ışınları, dalga boylarına göre ultraviyole –A, B, C olarak üçe ayrılır. UVC ışınları, atmosferi geçemediği için yeryüzüne ulaşamaz. Bizler günlük hayatımızda sadece UVA ve UVB’ye maruz kalırız.
Güneş ışınlarından birinin zararsız olduğu doğru mudur?
Zararsız güneş ışını diye bir şey olmadığı gibi güvenli güneşlenme diye bir kavram da tıp otoritelerince kabul edilmemektedir. Güneşten koruyucu ürünler, içerdikleri kimyasal maddeler yoluyla, derimize ulaşan ultraviyole ışınlarını emerek yada yansıtarak derinin alt tabakalarına geçişlerini engeller. Bu ürünlerin üzerindeki numaralar, güneşten korunma faktörü (SPF) olarak bilinir ve ultraviyole–B ışınlarını engelleme kapasitelerini belirtir. Günlük aktivitelerde 15-20 faktör yeterli olabilir ancak deniz kenarlarında geçirilen bir günde en az 30 faktörlü bir ürün kullanmalıdır. Açık tenli kişiler koyu renkli tenli kişilere göre, çocuk ve bebekler ise büyüklere göre daha yüksek koruma faktörüne ihtiyaç duyar. Bu ürünlerin etkileri, sürüldükten en az 15-30 dakika sonra başlar ve dolayısıyla güneşe çıkmadan kabaca yarım saat önce sürülmeleri gerekir. Terleme, suyla temas (yüzme, yıkanma) ve havlu ile kurulanmayla koruyucu ürünlerin etkileri kaybolabileceğinden, gün içinde ihtiyaç duyuldukça birkaç saat arayla tekrar sürülmeleri gerekir. Son yıllarda bu ürünlere, UVA’dan koruyan yeni kimyasal ajanlar eklenmiştir ancak bunların kalıcılık süreleri daha kısa olduğundan, daha sık sürülmeleri gereklidir.
Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmada uygulama yöntemleri
Yapılan geniş çaplı araştırma ve deneyler, kişilerin akılcı ve inandırıcı nedenler olmaksızın uyguladıkları güneşten korunma yöntemlerinin kalıcı olmadığını, bu kişilerin bir süre sonra bu uygulamaları herhangi bir sebepten dolayı bıraktığını göstermektedir. Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunma, çocukluk çağından başlayan ve hayat boyunca devam eden bir uygulama olmalıdır. Yani alışkanlığa dönüşmesini istediğimiz bu davranışlar:
- Açık alanda kalmanız gerekiyorsa (spor aktiviteleri, plaj-havuz aktiviteleri, iş nedeniyle gezinti veya piknik vs sonrasında) daima gölge bir yer arayın ve gölgede kalmaya çalışın.
- Geniş kenarlıklı şapka ve ultraviyole ışınlarını yansıtan gözlük kullanın.
- Sıkı dokunmuş kumaşlardan üretilmiş giysileri tercih edin.
- Dış ortamda geçireceğiniz zamanın mümkünse 10:00 ile 16:00 arasında olmamasına özen gösterin.
- Güneşte kalacağınız zaman cildinizin açıkta kalan tüm alanlarına güneşten koruyucu krem veya losyonlar sürün.
- Çocukları ve bebekleri mutlaka yüksek koruma faktörlü (en az SPF 30) ürünlerle koruyun ve öğlen saatlerinde başka aktiviteler yaratarak, güneşte kalmalarını engelleyin.
- Güneşten korunma spor, havuz/deniz aktiviteleri ya da gezmekten vazgeçmek anlamına gelmez. Aksine gerekli önlemleri alarak, bu aktiviteleri sağlıklı bir şekilde güvenle ve doya doya yaşayabilmemize yardımcı olmalıdır.
Bronzlaşmanın sağlığa etkileri
Güneş ışınlarının ve bronzlaşmanın insanlara sağlık, güzellik ve gençlik duygusu verdiği bilinen bir gerçektir. Güneş ışınlarının zararlı etkileri, erken ve geç ortaya çıkan zararlı etkiler olarak ikiye ayrılır. Eğer erken (ani) zararlı etkileri ile karşı karşıya kalmazsanız, güneşlenmekten böyle bir fayda görmeniz doğaldır. Ancak güneş ışınlarının önemli zararları zamanla birikerek ortaya çıkar.
Güneş ışınlarının erken dönem zararlı etkileri
Güneş yanıkları Özellikle açık tenli kişilerin uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmasını takip eden, 12-48 saat içinde ortaya çıkan ağrı, sızı, ciltte kızarıklık ve su toplaması ile kendini belli eden geçici bir hastalıktır. Hastalık şiddetli olduğunda baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü, ateş, bulantı-kusma gibi genel belirtiler (güneş çarpması olarak bilinir) ortaya çıkabilir ve bu durum acil müdahale gerektirebilir.
Güneş ışınlarına bağlı gelişen alerjiler
Bazı kişiler, güneş ışınlarına maruz kaldıklarında çok kısa süre içinde (bu bazen 5-10 dakika bile olabilir) ya da birkaç gün sonra ciltte kızartı, kabartı, kaşıntı veya lekelerle karşılaşabilir. Deri yüzeyine sürülen kozmetik veya tıbbi ürünler ya da bazı ilaçlar (doğum kontrol hapları, bazı psikiyatrik ilaçlar, tansiyon ve romatizma ilaçları) bu durumun şiddetini artırabilir. Güneş ışınlarının geç dönem zararlı etkileri ise günümüzde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve tıp otoritelerince daha önemli bir toplum sağlığı problemi olarak kabul edilmektedir.
Güneş ışınlarının geç dönem etkilerini şöyle sıralayabiliriz
- Deri kanserleri Güneş ışınlarının özellikle açık tenli, açık renk gözlü, sarışın / kızıl saçlı kişilerde deri kanseri oluşma riskini çok artırdığı bilinmektedir. Bilinen deri kanserlerinin çok büyük bir kısmı vücudumuzun güneş ışınlarına fazla maruz kalan kısımlarda oluşmaktadır.
Solaryum salonlarında kullanılan ışınlar da zararlı mıdır?
Günümüzde birçok solaryum cihazında, yapay Ultraviyole –A ışını kullanır. Ultraviyole – A ışınlarının da erken cilt yaşlanması ve deri kanserlerine neden olduğu bilinmektedir. Günümüzde doktorlar, solaryum cihazlarının kullanımını kesinlikle tavsiye etmemektedir.
Güneşten kaçınmak veya korunmak nasıl mümkün olabilir?
Güneşten korunma kavramı, son 20-30 yılda hayatımıza girmiş bir kavramdır ve sınırları henüz netlik kazanmamıştır. Ancak bugün için bilinen ve uygulamada fayda sağladığı tespit edilen bazı pratik önlemler ve kurallar vardır. 1- Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşma şekli ve şiddeti coğrafi bölgelere, mevsimlere ve günün saatlerine göre farklılık gösterir.
- coğrafi olarak, ekvatora yaklaştıkça
- ilkbahar ve yaz aylarında
- öğlen saatlarinde, sabah ve akşam üzerine oranla güneş ışınlarının şiddeti artar. Yüksek rakımlarda güneş ışınlarının size ulaşmak için kat edeceği mesafe azalacağından şiddeti de daha fazla olacaktır.
2- Güneş ışınlarının önemli zararları, direkt olarak gökyüzünden gelen ışınlarla olmakla birlikte bu ışınların kar, kum ve su yüzeyinden yansıyabileceği ve bunun da zararlı etkilere yol açabileceği unutulmamalıdır. 3. Güneşte kalma süreniz, alacağınız ışının dozunu belirler. 4. Giysiler, güneş gözlükleri şemsiye veya tente güneş ışınlarının önemli kısmını engelleyebilir. 5. Açık tenli, açık renk gözlü, kızıl / sarı saçlı kişiler koyu tenli kişilere göre, bebek ve çocuklar yetişkinlere göre güneş ışınlarına daha az dayanıklıdır. 6. Güneşten koruyucu ürünler, ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerini önemli ölçüde engelleyebilir.
Estetik Harikası Botox (Botoks)
Yazan admin
Son Yılları Sarsan Estetik Harikası Botox (Botoks)
Yaklaşık 80-90 yıldır bilinen ve tıpta yaygın olarak kullanılan botilinim toksini yani bilinen adıyla botoks (botox) son yıllarda estetik cerrahide çoğunlukla yüz estetiğindeki yaygın kullanımı ile son 8-10 yıla damgasını vurmuştur.
İlk önce sadece göz çevresindeki tiklerin ve spastik çocukların istem dışı kas kasılmalarının tedavisinde kullanılırken 1987′de tesadüfen kaş arasındaki çizgileri yok ettiği gözlenmiş ve bu sayede de estetik cerrahinin kullanımına girmiştir. Botox ülkemizde de 90′lı yıllardan itibaren gittikçe artan bir oranda yaygın olarak uygulanmaktadır.
Botoks kullanımı uygulama kolaylığı ile hızla popüler olmuş ve hasta memnuniyetinin artması ile de tüm estetik uygulamalar içinde bir numara haline gelmiştir. Tüm dünyada ameliyatsız yapılan estetik uygulamaların başında botox uygulaması gelmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde 2002 yılında FDA tarafında onayladıktan sonra çığ gibi artan sayılarla insanlar gruplar halinde bu uygulamayı yaptırmaya başlamıştır.
Botox kolay uygulanabilirliği, çok rahat ve güvenli kullanılabilmesi ve vücut bölgelerinde (İlk önce kaş arası sonra göz kenarları, alın, boyun, koltuk altı terlemesi… vs) kullanılma sıklığının artması sebebiyle hastaların ve doktorların vazgeçemediği bir ilaç haline gelmiştir.
Kaş arasındaki dikine çizgilerin giderilmesi, alındaki yatay çizgilerin tedavisi, göz kenarındaki karga ayağı çizgileri, (Kaz ayağı derler ama aslı Crow feet yani karga ayağıdır.) dudak kenarındaki çizgiler, burun sırtındaki mimik çizgileri, göz altındaki ince çizgilenmeler, ağız alt kenar düşüklükleri, boyunda dikine oluşan bantların giderilmesi, aşırı terleme (hiperhidrozis) gibi tedavilerde sıklıkla kullanılan botox, mimik kaslarının hareketini bölgesel ve geçici olarak azaltarak kırışıklıkların belirginleşmesini ve derinleşmesini engeller.
Botox uygulaması kaşların kaldırılması için de kullanılan çok etkili bir yöntemdir. Günümüzde alın germe ve kaş kaldırma operasyonlarının sayılarında azalma olmuştur. Bunun en büyük sebebi botox enjeksiyonlarıdır.
Botoks ile oluşan etki 4-6 aylık bir süreyi kapsar. Daha sonra tekrar edilmesinin olumsuz bir etkisi yoktur.
Zamanla mimiklerin aşırı kullanımı, yaşlanma ve yerçekiminin etkisi ile kişiyi üzgün, gergin, yorgun ve yaşlı gösteren ifadenin giderilmesi için yüze ve boyuna yapılan kombine botox enjeksiyonuna, botox lifting ya da nefertiti lift denilir. Buradaki amaç; zaman ile bozulan yüz kas dengelerini doğal hale getirmektir. Bu tedavi sıradan botox uygulamasından daha fazla anatomik bilgi ve tecrübe gerektiren bir tedavidir. Yüz dokuları zamanla aşağıya doğru hareket etmiş kişilerde çok daha etkilidir. Ayrıca bu uygulama, hastanın genç ve dinamik görünmesini de sağlar.
Aşırı terlemeye botoks ile çözüm
Aşırı terleyen insanlar sık banyo yaparak, koltuk altlarına bez havlu koyarak, ayakkabı ve çoraplarını sık sık değiştirerek, koyu renkli giysiler ile terli yerlerini gizleyerek, terleyen ellerini sık sık kıyafetlerine silerek gizlemeye çalışırlar. Bu durum, hastaların özgüven, sosyal ilişkiler, iş ve aktif hayatlarını olumsuz etkiler.
Daha uzun, kalıcı ve bölgesel terlemeyi engelleyen en iyi yöntem, botox enjeksiyonudur. Bu uygulama aşırı terleme yapan bezlere ulaşan sinir sistemine etki ederek, geçici olarak bu bezlerin üretimini engeller. Bunu yaparken duyu hislerinde herhangi bir değişiklik olmaz. Önce terlemenin yoğun olduğu bölgeler tespit edilip işaretlenir. Bölgeye uyuşturucu kremler tatbik edilip uyuşturulur. Hazırlanmış botox solüsyonları çok ince iğneler yardımıyla deri altına verilir. İşlemin tamamı yaklaşık 15-20 dakika sürer. İşlemden sonra hasta günlük aktivitesine ve işine devam edebilir. Hemen ertesi gün uygulamanın etkisi görülmeye başlar ve etki 8-10 ay kadar sürebilir. Bu işlem etki geçtikten sonra istendiği kadar tekrarlanabilir. Eğer tekrarlanamazsa terleme seviyesi yavaş yavaş eski seviyesine ulaşır.
Botox yılan zehiri midir?
Botox, yılan zehiri değildir. Tamamen laboratuvar ortamında hazırlanmış bir clostridyum bakterisinin hücre zarından elde edilen bir maddedir.
Botoks krem ile uygulanabilir mi?
Kremler yalnızca ciltte yüzeysel etki sağlar. Botoksun daha etkili olabilmesi için cilt kırışıklıklarına neden olan kasların içine enjekte edilmelidir.
Botox yaptırıldığında yüz ifadesi bozulur mu?
Bu tamamen doktorun yeteneğine, kullanılan ilaç miktarına ve enjeksiyon yerlerine bağlıdır. Her şeyde olduğu gibi bu uygulamada da aşırıya kaçmadan doğallık sağlanmalıdır.
Botoks sadece kadınlara mı uygulanıyor?
Günümüzün modern erkeği de gittikçe artan bir oranda bu uygulamaları yaptırmaktadır. Düzgün ve abartmadan yapıldığında uygulamanın yapıldığı belli bile olmaz.
Botoks’un etkisi ne zaman başlar?
Botoksun etkisi 1-3 gün içinde görülmeye başlar ve bu etki 4-6 ay kadar sürer. Etkinin devamı için uygulamayı tekrarlamak gerekir. Uygulama sayısı arttıkça bu süre daha da uzayabilir.
Botoks uygulamaları nasıl yapılır, ağrılı mıdır ?
Botoks uygulamaları, çok ince insülin iğneleri ile yapıldığından uygulama ağrılı olmaz. Eğer çok istenirse yapılacak bölgelere uyuşturucu krem uygulanabilir. Sonrasında ise ağrı ve şişlik olmaz.
Botoksun yan etkisi var mıdır?
Estetikte kullanılan dozlarda oldukça güvenli ve risksizdir. Bilinen çok ciddi bir yan etkisi belirtilmemiştir. Piyasada bazen ucuz olsun diye sahte olan ilaçlar kullanılmaktadır. Asıl riski bunlar oluşturmaktadır.
Sadece estetik güzellikte mi kullanılır?
Plastik estetik cerrahide botoks çeşitli nörolojik ve göz hastalarının tedavisinde, spastik çocukların tedavisinde, özellikle koltuk altı terleme tedavisinde, aşırı spazm ile oluşan anal çatlakların azaltılmasında ve bazı tür migren tedavilerinde kullanılmaktadır.
Botoks kimlere uygulanabilir?
Botoks (Botox) sağlığı yerinde olan ve gereken herkese uygulanabilir. Burada önemli olan dozdur.
Botoks kimlere uygulanmaz?
Botoks, çok ileri yaştaki kişilere, bazı sinir-kas hastalığı olanlara ve zararı bilinmemekle birlikte hamilelere uygulanmaz.
Bacak estetiği ile kusursuz bacaklar
Yazan admin
Bacak estetiğini ve güzelliğini etkileyen pek çok faktör vardır. Bacak güzelliği ayaklardan ve parmaklardan başlar kalçaya kadar devam eder. Sadece bacakların düzgün ve zarif olması yetmez aynı zamanda ayak bileklerinin de ince ve zarif olması gerekir. Aşırı yağlanma ile birlikte varislerin ve kılcal damarların da olmaması gerekir.
Güzel bacak kadında kendine güveni ve ilgiyi artırır…
Kadınların düzgün ve kusursuz bacaklara sahip olması, onların daha güzel ve alımlı görünmelerini sağlar. Düzgün ve biçimli bacaklar aynı zamanda kadınların özgüvenlerini de artırır.
Günümüzün modern kadınları için güzel bacaklara sahip olmak oldukça önemlidir. Doğuştan bu avantaja sahip olmayan pek çok kadın ise estetik cerrahlara başvurup çözümü estetik ameliyatlarda aramaktadır.
Bacak güzelliğini etkileyen faktörler arasında ayak parmaklarında doğuştan fazla parmak bulunması ve ayak tarak kemiklerinin çıkıntılı olmasını da sayabiliriz. İlerleyen yaş ve kilo alıp verme ile birlikte bacaklarda ortaya çıkan sarkmalar, bacakların belli bölgelerinde oluşan aşırı yağ birikmeleri, bacak içlerinde olması gereken yağ dokusunun çok daha az olması gibi faktörler de bacak estetiğini etkiler. Bacak cildinde yer yer kırmızı ve mor mor kılcal damar çatlamaları yani varis görüntüleri de bacak güzelliğini etkilemektedir.
Bacak estetiği için liposuction ve lazer lipoliz (laser liposuction)
Tüm bacakta ayak bileğinden başlayarak baldırlar, diz içleri ve basen denilen dış kısımlar ile bacak arası bölgesindeki aşırı yağ toplanmaları artık sorun olmaktan çıkıyor. Liposuction yani yağ alma ya da son teknoloji olan lazer lipoliz ( lazer (Laser) liposuction ) ile bacağı yeniden şekillendirmek mümkün. Bu tekniklerle lokal anestezi altında basit olarak ayak bileklerini, baldırları inceltmek ve şekillendirmek, diz içlerinde oluşan çıkıntıları yani yürürken birbirine sürten diz içlerini yok etmek de mümkündür. Aynı işlemi yukarıdaki bölgelerde de uygulayarak tüm bacağı yeniden şekillendirmek oldukça kolaydır.
“O” bacak fobisi…
Bazı kadınlarda diz altında kalan kısımlarda, iki bacağın arasında kemik eğriliğinden ve bacağın çok ince olmasından kaynaklanan “O” harfi şeklinde bir açıklık vardır. Ve bu da dış görünüm açısından kötü bir görüntüye neden olur. Dolayısıyla kadınların kompleks sahibi olmasını ve kendini kötü hissetmesini sağlar. Bu sıkıntılı durumu gidermek için yağ dokusu olan başka bölgelerden alınan yağ hücreleri boşluk olan yerlere nakledilir ve bu görünüm düzeltililir. Bu işlemi bazen birkaç kere tekrarlamak gerekebilir. Aynı işlemi ince olan ayak bileklerine uygulayıp kalınlaştırmak da mümkündür.
İnce baldırları kalınlaştırma…
Yapısal olarak, kas yapısının gelişmemesinden ötürü bazı kadınlarda alt bacaklar yani baldır bölgeleri ince kalır. Bu bölgelere yine yağ hücresi nakli yapılarak ya da silikon implant yani protez konularak ince olan baldırlar kalınlaştırılır.
Sarkan deriler…
Yaşlanmaya başlayan veya aşırı kilolu iken zayıflayan hastaların bacak derilerinde ve yağlarında sarkmalar olabilir. Bu durumda yapılacak işlem hastanın durumuna göre tercih edilir. Eğer sarkma çok fazla ise bacak içlerinden yani apış arasından ameliyat ile germe işlemi yapılır. Eğer sarkma çok fazla değil ise gevşemiş olan kısımlarda sıkılaşma lazer ile cilt altından ve üstünden uygulanan lazer lipoliz ve yüzeysel etkili lazerler ile sağlanır.
Jokey pantolonu görünümü…
Bacağın üst bölümü yani basen bölgesi aşırı yağlı veya sarkmış olabilir. Aşırı kilolu olup zayıflayan kişilerde bu durum daha sık görülür. Fazla olan basen yağları alınır ve varsa gevşeme ve sarkma olan bölge tıpkı patolon gibi yukarıdan çekilerek bacağın dış kısımları gerdirilir.
Varis ve kılcal damar çatlamaları görünüm…
Bacak derisinde oluşan kırmızımsı veya morumsu kılcal damarlar başka bir deyişle örümcek kılcal damarlar, varis görünümü ile bacak estetiğini bozarak kişinin yaşlı görünmesine neden olur. Bu varisleri lazer tedavisi ile tek seansta silmek mümkündür. Uygulanan damar içi ilaç tedavileri ise ağrılı olmaları ve oluşan morluklar nedeniyle artık yavaş yavaş demode olmaktadır.
Yukarıda belirttiğim gibi plastik estetik cerrahi bacak estetiği açısından önemli bir çok farklı konuda size yardımcı olabilmektedir.
Lazer ile tek seansta kılcal damar tedavisi
Yazan admin
Bacaklardaki ve yüzdeki örümcek kılcal damarlara (Varislere) lazer ile tek seansta tedavi…
Çoğunlukla kadınlar bacaklarında, vücutlarının çeşitli yerlerinde ve yüzlerinde örümcek ağı, ağaç dalı ya da kedi tırmığına benzeyen damarların oluştuğunu görünce paniğe kapılırlar. Böyle bir durumda yaşlandığını ve bacak estetiğinin bozulduğunu düşünen pekçok kadın vardır. Bu damarlar özellikle yaz aylarında hoş olmayan görüntülere neden olur ve kadınlar için çekilmez bir hal alır.
Ciddi bir sağlık sorunu yaratmayan ancak estetik kaygıya yol açan bu damarlar, artık lazer yardımı ile çoğunlukla tek seansta tedavi edilmektedir. Lazer, çalışmaz durumdaki damarların içinde bulunan kan hücrelerindeki demiri ısıtır ve damarı iptal eder. Böylece dışardan görünmesi engellenir ve tedavi sağlanmış olur. Bu damarın kapatılmasında sağlık yönünden hiçbir sakınca yoktur.
Örümcek ağı damarlar, “Skleroterapi” olarak bilinen damar içine ilaç enjekte edilerek uygulanan yöntemle de tedavi edilebilir. Ancak genellikle bu tedavi yetersiz kalır. Üstelik ağrılı ve 10-14 gün süren morarmalara neden olur. Tekrarlama riski de oldukça yüksektir. Oysa lazer ile tek seansta geri dönüşümsüz olarak tedavi edilebilirler.
Estetik lazer tedavisinden sonra yeniden kılcal damar oluşup oluşmayacağı hep merak edilir. Skleroterapi‘nin uygulanması sonrasında tekrarlama olabilir ancak lazer tedavisinde bu kolay kolay olmaz . Tedavilerden sonra başka yerlerde yeni kılcal varisler çıkabilir . O zaman bu yeni oluşan kılcal damarlar da lazer ile silinir.
Ana toplardamarda bir yetersizlik olduğu durumlarda, sadece görünen bölge üzerinde işlem yapılırsa tekrarlama ihtimali yüksek olacaktır.
Damar içi ilaç enjeksiyon yöntemi olan Skleroterapi yönteminin şişman kişilerde uygulanmasında bazı sakıncalar vardır. Kilolu kişilerde yağ dokusu fazladır. Ayrıca damar çapı o kadar incedir ki, damar patlayabilir. Böylece uygulanan ilaç cildin dışına çıkabilir. Deri altında reaksiyon ve yağ dokusunda nekroz oluşabilir. Şişmanlarda yara iyileşmesi daha da zordur. Lazer ile kılcak damar tedavisinde ise bu risk yoktur. Enfeksiyon, yağ nekrozu gibi etkiler olmaz ve üstelik bu uygulama acısız bir uygulamadır. Bu yüzden estetik cerrahide lazer her türlü hastada uygulanabilir olması ile teknik olarak çok daha üstündür.
Bu bölümler de ilginizi çekebilir:
- Lazer Liposuction ve Lazer Lipolizis
- Lazer ile Cilt Yenileme
- Göz altı morluğu tedavisi
- Lazer ile Vajina Yenileme ve Daraltma (laser vaginal rejunation)
- Lazer ile Kırışıklık Tedavisi
- Lazer Epilasyon
- Lazer ile Çatlak Tedavisi
- Varis Tedavisi






