İstanbul plastik ve estetik cerrahi merkezi
  Bulunduğunuz bölüm : Ana Sayfa > Meme Estetiği > Kök Hücre Estetiği: Kök Hücre İle Estetik Güvenli mi?

Kök Hücre Estetiği: Kök Hücre İle Estetik Güvenli mi?

Yazan admin

Estetik Plastik Cerrahi de özellikle Meme (göğüs) Büyütme için (Silikon yerine) Kök hücre (stem cell) uygulamaları ve tedavi yöntemleri acaba güvenli mi? 

Estetik Plastik Cerrahide, modern tıbbın ve teknolojik cihazların gelişmesi sonucu kök hücre denilen yani vücudumuzdaki organların geliştiği hücrelerin öncüleri olan bu yapıların elde edilmesi ve kullanılması kolaylaşmıştır.

Kök hücre (Stem Cell) tedavileri estetik ve plastik cerrahide de yeni yeni denenmeye ve kullanılmaya çalışılmaktadır. Temel olarak, vücuttaki yağ dokusundan ayıklanarak elde etme tekniği kolaylığı nedeniyle  popülerdir. Örneğin vücuttan liposuction ile alınan yağ dokusu özel bazı işlemlerden geçirildikten sonra içerisinde bulunan kök hücreler yağ hücrelerinden ayrılmakta ve kök hücreden zengin yağ hücreler de içeren bir materyal elde edilmektedir.

Kök hücreler vücutta eksik olan dokuları tamamlamak için destek olarak kullanılmaya çalışılmaktadır. Estetik ve plastik cerrahide ise örneğin yüzde oluşan kırışıklıklar ve doku kayıplarını tamamlamak için enjekte edilebilirler.

 

Kök Hücre ( Kök Hücre Estetiği – Stem Cell ) ile Estetik ve Meme Büyütme

Medyada sık sık yer bulan ve gittikçe popülerleşen Stem Cell yani kök hücre tedavileri ile ilgili en çok merak edilen konu; “acaba bu kök hücre enjeksiyonu ile meme büyütmek mümkün mü ?”… Teorik olarak düşündüğümüzde vücudumuzun temel hücreleri olan bu kök hücreler meme dokusu içine verildiğinde burada farklılaşarak meme hücresine dönüşecek ve dolayısıyla memeleri de büyütebilecek ve silikon gibi protezlerin kullanılmasına gerek kalmayacak. Kök hücre ile estetik uygulama sonucunda hem hasta, hem bunu yapan klinik ve hekim yani herkes mutlu olacak. Acaba ?

Acaba bu ne kadar doğru ve sağlıklı?

Bildiğiniz gibi meme kanseri kadında en sık rastlanan kanser türüdür. Her ne kadar sigara kullanımı kadınlarda arttığı için akciğer kanseri de sıklaşsa da temel olarak kadınların en çok başını ağrıtan ve korkutan kanser, meme kanseridir.

Meme kanserinin nedeni olarak pek çok etken sayılsa da  nedeni tam olarak bilinmemektedir. Meme hücrelerinin bir nedenden dolayı farklılaşması sonucu kanser dokusu oluşmaya başlamakta ve gelişmektedir.

Konulan kök hücre meme kanser hücresine dönüşür mü?

İşte şimdi buraya enjekte edilen, henüz meme hücresi olmamış kök hücrelerin acaba meme hücresine dönüşürken kanser hücresine dönüşme olasılığı nedir? Bunun garantisini size şu anda kimse veremez. Yani ne dönüşmez denebilir ne de dönüşür denebilir. Hatta şu da söylenebilir, meme kanserine yatkınlığı olan kişilerde bu olasılık çok daha yüksektir olduğu varsayılabilir.  Henüz yapılmış veya yayınlanış bir bilimsel çalışma yok. Olması içinde uzun deneysel ve klinik bilimsel çalışma yapılması gerekmektedir.

Kanserin erken bulgusunun görünmesini engelleme riski…

Göğüs estetiğinde yağ hücresi ve kök hücrelerin meme dokusu içine enjekte edilmesinin diğer bir önemli sakıncası daha vardır. Buraya konulan hücrelerin tamamının yaşamayıp ölmesi sonucu vücut bu ölü dokuları uzaklaştırmak ve temizlemek ister. Ancak her zaman bunları temizleyemez ve bunların  etrafını çevirerek hapseder. Bu çevrelenmiş ölü doku parçaları  kimi zaman kistleşir, kimi zaman da kalsiyum çökmesi sonucu taşlaşır. Yani kireçlenir ya da kalsifiye olur. Genellikle yapılan bu uygulamalarda yani memesine yağ dokusu ve kök hücre enjekte edilen hastaların memelerinin daha sonra çekilen meme filmlerinde yaygın kalsifikasyonlar (kireçlenme) görülür.

 

Kök Hücre (Stem Cell) Uygulamaları ve Tedavi Yöntemleri Güvenli midir?

Meme kanserinin taraması ve tanısı için kadınlara Mammografi denilen bir röntgen filmi çekilmektedir. Meme kanseri taramalarında ve erken teşhisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. İşte bu mamografide meme kanserinin erken tanı işareti, kanser dokusunun kalsifiye (kireçlenme) olması sonucu ortaya çıkan mikrokalsifikasyon (minik kireçlenmeler) denilen belirtidir. Yani doktor bir mammografi filminde mikrokalsifikasyon görürse bu hastada meme kanseri olduğunu düşünerek tedaviyi buna göre yönlendirmeye başlar.

İşte bu hastalarda yani yağ ve kök hücre enjekte edilmiş memelerde bir meme filmi çekildiğinde yaygın kist ve kalsiyum odakları görünmektedir. Meme filminde yaygın olarak tıpkı kar yağmış gibi bir görüntü oluşmaktadır. Yapılmış pek çok bilimsel yayınlarla tıbbi literatürde bu gösterilmiştir. Bu yaygın kireçlenmiş odaklar arasında gerçekten bir kanser geliştiğinde ise erken teşhis etmek ve anlamak imkansızlaşacak ve hastanın belki de erken teşhis ve tedavi ile kurtulabilecek hayatı tehlikeye girecektir. Yani meme kanserinin hayat kurtaran erken teşhis bulgusunu maskeleyecektir.

Özetleyecek olursak; sağlıklı bir memeye yağ ve kök hücre nakli ve enjeksiyonu sonrası kök hücrenin  meme hücresine dönüşürken  meme kanseri oluşturma riski olup olmadığı henüz bilinmemektedir. Yapılmış bir bilimsel çalışma bulunmamaktadır. Bir tekniğin yada tıbbi uygulamanın kabul görmesi ve hastalara uygulanabilmesi için yıllar gerektiren sayısız araştırma ve deneysel çalışma gerektirir.

Ayrıca oluşan bu yaygın kireçlenmeler nedeniyle kök hücreye bağlı olmadan oluşan bir meme kanseri vakasının meme filmindeki bu yanıltıcı görüntüleri yüzünden meme kanserinin erken teşhisini geciktirerek hastanın hayatını tehlikeye atacaktır.  

Kadında meme kanseri en sık görülen kanserdir ve çok dikkat edilmesi gereken bir cinsel organdır. Günümüzde yapılan bilimsel çalışmalarla kanser oluşturmadığı ispatlanan silikon veya sulu protezler oldukça güvenli ve kalitelidir. Hastaların meme estetiğinde silikon protezlerin kullanılmasından korkması yersizdir. Modern cerrahi tekniklerle bu ameliyatlar kolayca uygulanmaktadır. Memeye yağ ve kök hücre nakli ya da enjeksiyonu yetkinliği henüz ispatlanmamış ve ciddi riskler içeren çok çok yeni bir uygulamadır.

Henüz deneme aşamasında olan ve bana göre en az 10 yıllarca denenmeden ve yeterli çalışmalar yapılmadan memeye kök hücre nakli ve yağ nakli oldukça tehlikeli ve sakıncalıdır. Avrupa’da  bazı tek tük kliniklerde bu uygulamalar yapılmaktadır fakat henüz insanlar üzerinde yapılmış ve geç sonuçları görülmüş bilimsel bir çalışma yoktur. Amerikan ilaç dairesi olan FDA’in de bu konuda bir onayı yoktur.

Kök hücre estetiği ( Estetik Kök Hücre Tedavisi )ile ilgili gelişmeler doğrultusunda yakında bir başka yazımı da sizinle paylaşacağım. 



Burun Estetiği: Burun Tıkanıklığı Tedavisi

Yazan admin

Burun Estetiği Kadar Burun Tıkanıklığı da Kişinin Sağlığını ve Sosyal Hayatını Olumsuz Etkiler

Burun estetiği kadar önemli bir diğer konu da burun tıkanıklığıdır. Burun estetik ameliyatlarında ameliyatı yaparken, estetiği kadar burnun fonksiyonlarının da göz önünde bulundurulması gerekir. Eğer sorun varsa burun ameliyatı esnasında bu durum da düzeltilmelidir. Yani hem iç hem dış estetiği beraber yapılmalıdır.

Burun tıkanıklığı çok sık rastlanan bir durumdur. Çocuklukta ve erişkin yaşta görülebilir. Genellikle basit bir sorun olarak algılandığı ve bu şekilde yaşamaya alışıldığı için kişi pek fazla üzerinde durmaz. Ancak burun tıkanık olduğunda kişi ağızdan nefes alıp vermeye başlar ve bu durum çok ciddi bir probleme dönüşebilir. Vücudun kliması olarak tanımlanan ve çok önemli bir görev üstlenen burnun yapısına bakacak olursak; ortasında burun pasajlarını iki eşit kısma bölen bir duvar ve yan duvarlarda burun eti diye tabir edilebilen, parmak şeklinde konka çıkıntılarının bulunduğu boşluk alanları ile vücudumuza hava girmesini sağlayan bir yapı diyebiliriz. Bütün bu oluşumların yüzeyini, bir halı gibi kaplayan pembe renkli mukoza denilen bir yapı örter. Yan duvarlardaki konka dediğimiz oluşumlar, burun içindeki yüzey alanını artırır. Burnun koku alma işlevinin yanı sıra en önemli fonksiyonu, nefes alıp verme organı olmasıdır. Nefes alıp verirken konkalar vasıtasıyla hava filtrelenir, nemlendirilir ve vücut ısısına göre ısıtılır. Konka denilen bu yapılar burnun klimaları gibi çalışır. Yazın havayı soğuturlar, kışın ısıtırlar. Aynı zamanda temizleyip, nemlendirilmesini sağlar.

Burun Tıkanıklığının Sebepleri

Nezle (Rinit), virüslerin etkisi ile yani burun mukozası denilen örtücü halı gibi yapının iltihabının ardından şişmesi ile oluşur. Burun tıkanıklığı da, mukozanın şişmesi ve hava pasajının tıkanması ile meydana gelir. Bunun sonucunda da nefes almakta zorlanma gerçekleşir. Bu nedenle nezle olduğumuzda deniz suyu gibi yoğun tuzlu solüsyonlarla ödem azaltılarak hava yolu açılmaya çalışılır. Geçici burun tıkanıklığına yol açan nezle dışında, burun tıkanıklığının en önemli bir diğer sebebi de, organın doğuştan veya sonradan kaza vs gibi sebeplerle ya da anatomik olarak eğilmesidir.  Yani deviasyon şeklinde tanımlanan eğriliklerdir. Burnun orta bölümünün eğriliği yani deviasyonu nefes alıp vermeyi etkiler.

Ancak tıkanıklığın tek sebebi bu değildir. Hava kirliliği, sigara, alerji, burun spreyi bağımlılığı, alkol tüketimi ve atmosfer basıncı değişiklikleri gibi burun mukozasını şişiren, ödemini artıran yani su toplamasını sağlayan dış nedenler de burun tıkanıklığının diğer başka nedenleri arasında sayılabilir.

Konkaların yapılarının anatomik olarak normalden fazla büyük olması, geniz eti büyümesi, polip denilen çıkıntıların oluşması, sinüzit gibi durumlar da burun hava kanalını daraltır ve burun tıkanıklıklarına neden olur. Vücudun hava klimaları olan konkaların, duruma göre şişip inebilme özelliği vardır ve bozulduğunda uzun süreli veya kalıcı olarak şişlikler oluşur.  Hava kanalının daralması sonucu ise burun tıkanıklığı ortaya çıkar ve düzeltilmesi şarttır.

Burun tıkanıklığı yaşam konforunu oldukça etkileyen bir durumdur. Rahat nefes alıp veremeyen bir burun günlük yaşamı, spor yapmayı, uyuma rahatlığını ve derinliğini bozar. Hatta horlamayı en çok artıran etken olan burun tıkanıklığı eşlerin uyku düzenini ve hatta evliliklerini bile olumsuz etkileyebilir. Burun tıkanıklığı çok uzun süre devam ettiğinde bir uzman yardımı almak şarttır. Burun tıkanıklığının ortaya çıkış nedenini belirlemek ve buna yönelik bir tedavi planı yapmak gerekir. Doktor öncelikle hastayı dikkatli dinlemeli ve şikayetini iyice anlamalıdır. Daha sonra burun dış yapısı ve iç yapısı derinlemesine muayene edilmeli, gerekiyorsa bilgisayarlı tomografi tetkiki de yapılıp burun tıkanıklığının nedeninin ve yerinin iyice belirlenmesi gerekmektedir. Teşhis konulduktan sonra nedene yönelik tedavi uygulanır. Alerjisi olup bu nedenle burun tıkanıklığı şikayeti olan hastalarda da alerji ilaçları ile burun mukozasının şişmesine neden olan reaksiyon baskılanıp tedavi edilmeye çalışılır ve bu kişilerin nefes alıp vermesi rahatlatılır.

Estetik Cerrahide Burun Tıkanıklığı Tedavisi

İçinde bulunduğumuz ortam, yaşadığımız atmosfer şartları, hava kirliliği, egzoz gazları, endüstriyel ve çevresel atıklar özellikle çocuklarda burun tıkanıklığına neden olabilir. Burun tıkanıklığının nedeni ne olursa olsun tıbbi tedavi ile düzelmeyen durumlarda ameliyat bir diğer tedavi seçeneğidir. Artık iyice ilerlemiş olan teknolojik cerrahi donanımlarla, bu ameliyatlar oldukça kolaylaşmış, hastalar ve plastik cerrahlar açısından da konforlu hale gelmiştir.

Çoğunlukla estetik burun ameliyatları ile beraber uygulanır ve son derece basit bir ameliyattır. Konkalarda mukozanın fazla olduğu ve ilaçla düzelmeyen durumlarda radyofrekans , Lazer veya elektro-koterizasyon ile bu yapıları hava yolunu tıkmayacak kadar küçültmek mümkündür. Estetik gerekmeyen durumlarda lokal anestezi ile bu işlemi 15-20 dakika gibi bir sürede uygulamak mümkündür. 1-2 hafta içerisinde iyileşme tamamlanır ve mukozanın büzülmesi sonucu tıkanıklık sorunu düzeltilmiş olur.

Deviasyon denilen burun ortasında bulunan kıkırdak yapının yani septumun eğrilmesi söz konusu ise cerrahi tedavi buna göre planlanır. Septum deviasyonu kendiliğinden yani yapısal olabileceği gibi çocuklukta ya da erişkin yaşlarda geçirilmiş bir çarpma veya kaza gibi travmatik nedenlerle de olabilir. Burun estetik ameliyatları sırasında bu kıkırdak yapı burun şekillendirilmesinde kullanılan en önemli greft yani tamamlayıcı kıkırdak doku deposudur. Bu kıkırdak eğriliği düzeltilerek burun hava yolu tıkanıklığı açılır ve hastanın nefes alması kolaylaştırılır.

Burun Tıkanıklığında Endoskopik Sinüs Cerrahisi

Sinüzit, polip, geniz eti gibi ilaç ile tedaviye yanıt vermeyen durumlarda ise endoskopik sinüs cerrahisi denilen ameliyatlarla burun tıkanıklıkları tedavi edilir. Estetik burun ameliyatları ile birlikte yapılabilen bu ameliyatlar da artık günümüzde ağrısız ve tamponsuz bir şekilde çok basit bir yöntemle tedavi edilebilmektedir.

Burun Tıkanıklığının Sebep Olduğu Rahatsızlıklar

Uzun süreli varolan burun tıkanıklıkları hastanın yaşam konforu ve sağlığı açısından  kesinlikle tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Burun işlevlerinden bir tanesi havayı temizleyip, temiz havanın akciğerlere gitmesini sağlamaktır. Burun tıkanık olduğunda bu fonksiyonların kullanılmamasından dolayı ağız açık kalır. Temizlenip nemlenmeyen ve ısınmayan hava boğaz arka duvarında kuruluk ve farenjit türü şikayetlere sebep olur. Burundan solunan havayı akciğerler daha fazla emerler. Bunu anlamak için burnumuzdan ve ağzımızdan ayrı ayrı derin nefes almamız ve farkı anlamamız mümkündür. Burundan alınan derin nefes ile havanın sanki daha derinlere gittiğini ve daha doyurucu bir hava olduğunu hissederiz. Biz, burun tıkanık olduğunda ağzımızı kullandığımızda bu işlevi atlıyoruz. Yani burun tıkanık olduğunda sadece ağız solunumu yapılması vücut oksijenasyonunun azalmasına neden olur. Dolayısıyla uzun süre sessiz seyreden kalp problemleri daha erken ortaya çıkabilir. Burnun bir diğer fonksiyonu da koku alma özelliğidir. Burun tıkanıklığı ile içeri hava ile birlikte giren koku unsuları azalacağı için kişi kokuları gerçek doyuruculukta duyamaz.

Burun Estetiği ile ilgili diğer yazılar



 
Arkadaşına haber ver

 
  © 2010 Operatör Dr. M. Nuri Battal
 
  • burun estetiği
  • burun estetiği
  • estetik